GENEL

80 darbesi insanlık dışı muamelenin yapıldığı Diyarbakır cezaevi: Sabah kahvaltı menüsü…

80 darbesi insanlık dışı muamelenin yapıldığı Diyarbakır cezaevi: Sabah kahvaltı menüsü… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki aylarda Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, geçmişte adı zulümle, işkenceyle, insanlık dışı muameleye anılan Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nin boşaltılarak Kültür Merkezi olarak hizmet vereceğini açıkladı.

‘Orada yaşadığımız vahşeti unutmamız mümkün değil’

Darbe döneminde Diyarbakır E Tipi’nde hapis yatanlar maruz kaldıkları ve şahit oldukları “insanlık dışı uygulamalar nedeniyle” bu yapının bir ‘utanç müzesi olması’ gerektiği görüşünü savunuyorlar. Bu görüşte olanlardan biri de 31 Aralık 1980’de tutuklanıp Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde sekiz yıl kalan Mehdi Aslan.

PKKlı olduğu iddiasıyla 30 Aralık 1980’de tutuklanan, hakkında 24 hapis cezası istenen, askeri mahkemede başlayan yargılaması Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), Ağır Ceza Mahkemelerinde süren Aslan, tüm bu süreçlerin sonucunda beraat etmiş. İşkencenin en yoğun yaşandığı yıllar dahil olmak üzere Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde sekiz yıl kalan Mehdi Aslan “Orada yaşadığımız vahşeti unutmamız mümkün değil” diyor.

On yılın ardından Eskişehir’den tahliye olduktan sonra Diyarbakır’a geldiğinde yaptığı ilk iş, ağır işkencelere maruz kaldığı cezaevini görmek ve o acılarla yüzleşmek olmuş.

İşkenceyle dolu yıllar geçirdiği cezaevinin dışarıdan gördüğü ilk an olduğu yere çöküp kalmış. O an hissettiklerini anlatıyor:

“Başımı kaldırıp bloklara baktığımda dizlerim titredi, boş bir çuval gibi olduğum yere yığılıp kaldım, orada kaybettiğimiz bütün arkadaşlarım gözümde belirdi, kışın ortasında havalandırmada o buz kütlelerin üzerine çıplak bedenle yatırılmamızı, yazın 45 derece sıcağında kaynayan beton zemine çıplak bedenle kanayana kadar süründürülmemizi, yaralarımıza tuz basılmasını, kafalarımızı kanalizasyona sokup yedirilen pislikleri hatırladım, Esat Oktay’ın hakaretlerini, köpeği Co’ya verdiğimiz tekmilleri, bir solukta okutulan 52 marşı…Dayanamadım, gözyaşlarıma mani olamadım”

Üzerinden kırk yıl geçmesine rağmen, o günleri unutamayan Aslan, Kawa Davası’ndan tutuklanan 22 yaşındaki Önder Demirok ile ilgili anısı anlatıyor:

“Çok gençti, nişanlıydı. Aldığı darbelere ve günlerce buzun üstünde gördüğü işkencelere bedeni dayanamadı, ciğerleri iflas etmişti. Çok hastaydı, o gün yaşlı annesi görüşüne gelecekti, bana baktı ve ‘Mehdi Abi, gücüm tükendi, buradan çıkamayacağım’ dedi. ‘Biraz daha diren, buradan beraber çıkacağız, surların önünde ciğer yiyeceğiz, düğününde halay çekeceğiz’ dedim.

Sabah kahvaltı menüsü

“Ranzasında sırtını duvara yaslayarak oturdu, 75 kişinin kaldığı o koğuşun sorumlusuydum, 35 zeytin, iki üç kişiye bir tas çorba ve 3-5 ekmekten oluşan kahvaltı kumanyası gelmişti, kara kara bunu herkese eşit şekilde nasıl dağıtırım diye düşünürken kahvaltıya gelmesi için Önder’e seslendim, bizi izliyor sandım, oturduğu yerden gözleri açık son nefesini vermişti…”

Cezaevinin her santimetrekaresinde acı yaşadıklarını söyleyen Aslan, ülke olarak bu gerçekle yüzleşmek gerektiğini söyledi ve bunun da tüm mekanın bir müzeye dönüştürülmesi ile sağlanabileceğini ifade etti:

“Hala bile kültür merkezi mi, müze mi olacağı net değil, ben oranın bir mağduru olarak 5 Nolu cezaevinin müze yapılmasını istiyorum. Elbette ki kültüre ve sanata karşı değiliz ama bu tür aktiviteler için farklı mekanlar var, gözümüzün önünde can veren arkadaşlarımızın öldüğü o koğuşlar, cezaevinin tamamı, bir daha bu tür acılar yaşanmasın diye geçmişle yüzleşme mekanı olan müzeye dönüştürülmeli…”

Orhan Miroğlu: ‘Hafızayı yaşatacak bir işlevi olmalı’

Bu cezaevinin mağduru AKP milletvekili Orhan Miroğlu, 2015 yılında Diyarbakır Cezaevi İnceleme Komisyonun kurulmasına öncülük ve başkanlık etmişti. BBC Türkçe’ye konuşan Miroğlu, dönemin mağdurları ve görevlileri ile yapılan görüşmeler neticesinde bin sayfalık bir rapor hazırladıklarını, seçimler nedeniyle raporun kamuoyuna açıklamadıklarını söyledi.

12 Eylül darbesinden hemen sonra, Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi (TKSP) Davasından tutuklanan ve 15 yıl ile yargılanan Miroğlu, Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde sekiz yıl hapis yatmış.

Cezaevi anılarıyla ilgili ‘Dijwar’ adında bir de kitap yazan Orhan Miroğlu, cumhurbaşkanının son açıklamasının önemli olduğunu söylüyor.

“Hazır bir proje var mı, yok mu bilmiyorum, orda söylenenleri biliyoruz ve kültür müzesi olacağı ifade edildi.”

Cezaevinin çok büyük bir yapı olduğunu belirten Orhan Miroğlu “Bir bölümünde kültürel faaliyetler yapılabilir ama o hafızayı yaşatacak bir işlevi olmalı” diyor ve tüm bölümlerin hafıza müzesi olarak kullanılmasının şart olmadığını ifade ediyor.

Adalet Bakanlığı’nın cezaevini boşaltmasından sonra proje aşamasına geçileceğini söyleyen Miroğlu ‘Sinop, Ulucanlar örneği var, Süleymaniye’de Emnisoreka var, bunun örnekleri var, Türkiye herhalde bu örnekleri dikkate alacaktır. Tabi ki burada tarih ve kültür çalışmaları da olabilir.”

Orayı yaşamış her mahkumun gönlünden cezaevinin bir müze olması gerektiğini dile getiren Miroğlu şöyle devam ediyor:

“Kültür faaliyeti derken, sazlı, sözlü muhabbet gecelerinden bahsetmiyor kimse ama cezaevinin ve şehrin hafızasıyla ilgili kültürel faaliyetler de olabilir, tarih çalışmaları da yapılabilir.”

Orhan Miroğlu, bir sonraki MKYK toplantısında, bu konudaki görüşlerine yer verdiği bir raporu cumhurbaşkanı sunacaklarını da ekliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu